Oğuz Atay'ın yazdığı tiyatro oyunu.
Türk aydınının çoğunluğunun içinde bulunduğu garip durumu anlatır. Okuduğunuzda, bu durumun, sadece aydınlar için değil, belli bir eğitimden geçmiş kişiler için de geçerli olduğu gerçeğini fark etmenize neden olur.

"Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü ey milletim, senin hakkında, az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmekten, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. Fakir fukaranın hayatının anlatan zengin yazarlarımıza gece kulüplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. Zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne seren meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar. Ey şu fakir milletim! Aslında seni anlatamıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. İşte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? Hiç utanmıyoruz."
Bir önceki entryde alıntılanan paragraf muazzam bir iğnelemedir. Oğuz Atay'a hayran olmama sebep olan üslup budur işte...(bkz:Oğuz Atay)