neden

Neden?
Neden diye sordu aniden durup? Neden?
Neden sorusu ne kadar da anlamlı bir soru. Tabi ki tatmin edici bir cevaba ulaştıracaksa… Arkasına ne eklersen ekle çok faydalı bir soru. Mesela:neden böyle oldu?neden bu haldeyiz? neden öldü? Neden ağladı? Neden güldü? Neden sevmedi? Neden aramadı?Neden sormadı? Neden geldi? Neden gitti? Neden gelmedi? Neden neden neden? Cevaplarını veremediğim bir sürü sorular. Sorular anlamlı evet. Ama cevaplar hakkında epey kafa yormam gerek. Bunu daha derin düşünmeliyim. Hepsine bir cevap bulup beynimdeki raflara tertiplice dizmeliyim. Böylece tüm dağınık düşüncelerim bir düzene girer ve beynimin içindeki kaos sükuna erer. Evet evet hepsini cevaplamalıyım. Hem de öncelik sırasına göre. Yoksa harf sırasına göre mi? Bu da önemli bir soru? Bence önce bunu düşünmeliyim. Buna bir cevap bulabilirsem diğerlerini de sırayla çözmüş olurum…

-Abi! Abi! İyi misin? Abi!

Haydaa! Bu ses de ne? Kapıyı zorlayan biri var! Hayır ama! Yine mi aynı şeyi yaptım? Olamaz! Defalarca tembihlemiştim oysa ki! Neyse olan oldu artık kapıyı açmak gerek…

Derin bir uykudan uyanırmışçasına mahmur bir halde gözlerini karşısındakine çevirdi. Sanki ilk kez görüyormuş gibi baktı suratına. Beriki bu halden epeyce şaşkın. Yaklaşık 5 dakikadır karşısında dondurulmuş gibi duran bedbaht adama bakıyor. Halbuki 5 dk öncesine kadar dükkanın önündeki küçük masada hasır iskemlelerine oturmuş keyifle tavla oynuyorlardı. Dükkanın içinde açık olan televizyonda haberler başlamış ikisi de bir an kafalarını içeriye uzatıp haberlere göz atmış sonrasında da oyunlarına geri dönmüştü. Haberler devam ederken bitkin adam elinde zarla bir anda donakalmış, oyun arkadaşı ise ancak sorduğu soruya cevap alamayınca durumu farketmişti. O sırada televizyonda savaşta ölen 5 yaşındaki çocuğun haberi bitmiş, şehit haberi henüz veriliyordu. Adam kendine geldiğinde ise spikerin soğuk sesi ülkenin bir kısmında yer yer sel felaketinin, diğer kısmında ise şiddetli bir depremin etkili olduğunu bildiriyordu. Yurdun büyük bir kısmını etkisi altına alan salgın hastalık haberine ise henüz geçmemişti. Her şeye rağmen güneşli günleri anımsatan açık yeşil takım elbisesi ve yüzünün soğuk duruşunu biraz olsun ısıtan makyajı insana umut verir gibiydi. İşte bu ortamda kendine gelmeye çalışan adam biraz mahçup “kaç dakika sürdü? diye sordu. Karşısında şaşkın şaşkın suratına bakan adamdan cevap olarak bir rakam duymayı beklerken duyduğu “abi sen iyi değilsin. Yengeye haber verelim. Hastaneye gidelim Yüzün kireç gibi” sıralı cümleleri oldu.

Evet iyi değildi. Ama iyi olan neydi ki zaten? Ya da kimdi? Açık yeşil takım elbiseli koyu makyajlı felaket tellalı spiker mi, bunca ölüm, felaket haberi ardı ardına verilirken gamsızca oyalanan arkadaşı mı, akşama ne pişireceğinden ve yarın ne giyeceğinden başka derdi olmayan karısı mı? Kafasını elindeki akıllı cihaza gömmüş aklını elinde taşıyan ergen oğlu mu? Onu duyarlı iyi bir insan olarak yetiştirmek için düzenin içinde kendini paralamış fedakar ana babası mı? Ya da neden sorusunu kendinden başka herkese hunharca sormuş ama bir türlü kendisine soramamış olan sokaklardaki milyonlarca insan mı? Mahsun adama 2. dalga gelirken beriki ne kadar endişelendiğini şakalarla anlatmaya koyulmuştu. Fakat artık çok geçti. Kapı tekrar kapanmış ve sorgu yeniden başlamıştı…

Hikayenin Yazarı: okursdy
Yazar Hakkında: Kalem müsaade ettikçe yazar... (Tükenmez kalemin adı değişmeli.)

Hikaye Hakkında Yorumlar