Çek asıllı yahudi bir ailenin çocuğu olan Kafka, bir yazarı ölümsüz yapabilecek eserleri ortaya çıkarabilecek yeterince acı tecrübeye sahip bir yazar. Yazar 1. Dünya savaşını, devletlerin çöküşünü, dünyan yeni bir düzene doğru giderken insanların oradan oraya nasıl sürüklendiğini görmüş, bunun yanı sıra babasından hiçbir zaman onay alamamış bir adam olmanın ağırlığını her zaman üzerinde hissetmiştir. Acı içinde kıvranan ruhunun meyveleridir kitapları. O yüzden değerlidir. Ruhunda kopan fırtınaları okuyucusuyla paylaşmak, yükünü hafifletmek gayesiyle yazmadı belki de... Ama okuyucu her okuduğu kitapta Kafka ile dertleştiğini hissedebilir. Özellikle dönüşümde bir sabah kalktığında kendini devasa bir böcek olarak bulan Gregor Samsa üzerinden tarif ettiği çaresizlik, itilmişlik, her şeye rağmen yaşamaya çalışmanın ağır baskısı birçoğumuzu temsil eder. Ama sanırım hiçbirimiz bu duyguları böylesi etkileyici ifade edemezdik. Eğer ölümsüzlük iksiri diye bir şey varsa, bence Kafka bu kitapla ölümsüzlük iksirini yudumlamış ve ölümsüzleşmiştir.