entry - #0

Geç tanıdığım bir şair Suat taşer. bu şiirini sevdim. aç yüreklerimizin besini umudun şiiri:
Yaşamak ummaktır.
Yeşil yapraklar umar
şu beli bükülmüş agaç,
yelkenler rüzgar umar
bir kız tanırım, sarışın
sevgilisini esmer umar.

Aç karnına istiklal umar
Bombay'lı amale, Cava'lı topraksız,
Hamburg'lu ana ekmek umar,
Paris'li çocuk intikam
ben sulh umarım
Ramazan oğlu Recep
kışlanın duvarına vermiş sırtını
memleketten mektup umar
ve her talim dönüşünde,
her nöbete çıkışında tezkere umar.

Ummaktır yaşamak.
Çık bu saatte evinden
kilitle odanın ve kalbinin kapılarını,
keder seni evde bulmasın,
pişmanlık geri dönsün kapından.
Vehimlerini azat et;
soyun hatıralarından,
tazelensin adımlarındaki kuvvet
doğacak günü yolda karşıla:
yeni umutlarla başlar yeni gün;
tahammül umuttan doğar.
Zaman bizim dostumuzdur, unutma
en az HÜRRİYET kadar.

Ummaktır yaşamak.
İbret al, ders al geceden
çevir başını gökyüzüne
yıldızlara bak.
Güneşli sabahların umududur yıldızlar.

Bir vedalık hükmü var hayatın,
ölümün vakti saati sorulmaz.
Serçe kuşu gibidir umut,
dal yorulur, serçe yorulmaz.

Suat Taşer
(bkz:suat taşer)
atsız'ın en sevdiğim romanıdır. kitap dışında "geri gelen mektup" şiirinin de ayrı bir yeri var bende. olay örgüsü yer yer atsızın hayatı ile paralellik gösterir. usta yazar fikirlerini semboller ile somutlaştırır ve karşımıza bu şekilde çıkarır. fikirlerini somutlaştırırken akıcı bir üslupla kurgular romanını. türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu eser mutlaka okunmalı. (bkz:geri gelen mektup) (bkz:atsız)
ilk beşimdeki yazarlardan (bkz:jack london)'ın bir köpeğin hikayesini köpeğin gözünden ele aldığı kısa romanı

“Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hâli vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hâli, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir. Bu hayatı unutma hâli sanatçıyı etkisine aldığında bir alev gibi ondan dışarı taşar; bir askeri etkisine aldığında o asker cephede savaş çılgınlığına kapılarak düşmanına en ufak merhamet göstermez.” sayfa 37
hiç kitap okuma alışkanlığımın olmadığı bir dönemde okumaya başlayıp sadece 2 günde bitirdiğim mükemmel roman
(bkz:hüseyin nihal atsız)'ın derleme hikayelerinden oluşturulmuş bir kitap.


"Gemi yavaş yavaş batıyordu. Rüzgâr durmuştu. Sanki kâinat nefes almaktan korkuyordu." - sayfa 35

"Ebedi bir beyazlık ve uğuldayan fırtına... İhtiyar baba ve küçük kız gidiyorlar. Yollar uzuyor. Çünkü yollar kahpedir. Yollar elemle uzar ve sevinçle kısalır... Soğuk... Fırtına... Ümitsizlik ve... Uzayan yollar... İhtiyar, küçük kızın elini daha sıkı tutuyor: "Haydi kızım" diyor, "gece basmadan köye varalım" ve fırtına kuduruyor..." - sayfa 40

"Kız susuyor... Erkek de susuyor... Yaramaz kuş yoruluyor ve tembel böcek uykuya dalıyor... Ay... O, bütün esrarı biliyor... Ay herşeyi görüyor... Fakat Ay naziktir... Ve kendi fazlalığını anlıyor: Bulutun arkasına çekiliyor..." - sayfa 56

"Ey savaş!.. Sen acı ve korkunç, kanlı ve berbat, çirkin ve yıpratıcısın… Fakat sen büyük ve azametlisin… Bunun içindir ki insanlar sana ebediyen tapınacaklardır." - sayfa 69
Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi edebiyatçılarından her kitabını okudum ve (edebi olmayanlar haricinde) hiçbir kitabını okurken sıkıldığımı hatırlamıyorum. kaliteli yazar. (bkz:ruh adam)(bkz:hikayeler)
kitap ismi yüzünden büyük ön yargı beslediğim hatta uzunca süre yazara antipati duyduğum, (bkz:yılmaz erdoğan) kitabı. kayıp kentin yakışıklısı ile kast edilen kişinin amcası olduğunu öğrendiğimde bu ön yargının yersiz olduğunu anlamıştım ama kitap yine de beklentilerimi tam olarak karşılamadı
(bkz:yılmaz erdoğan)'ın şiir kitabı. nadiren şiirlerini beğenirim ve bence en iyi şiiri bu kitapta

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır
(bkz:yılmaz erdoğan)'ın kapağı yüzünden biraz umutsuzca başlasam da hilmi karakterinin bölümleriyle beynimde bir yer edinen güzel oyunu. bu da en güzel kısmı;

"Hilmi - Sen dün ve bugün olanları anladın da, olacakları mı merak ediyorsun Emrullah kardeşim? Hiç kitap okumayan bir adam niçin merak ediyor ki seneye yazılacak kitapları? Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen neden merak eder başka gezegenlerdeki hayatı? Geçmişi ve bugünü ne zaman bitirdiniz de geleceği sorguluyorsunuz? Hala işler kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde!... Saçma bir mesaj kaygısına dönüşmüş bütün dillerde "savaşa hayır" cümlesi... Evet ama oraya bomba atılmasının bir sebebi var kardeşim diye düşünenler var, ölülerin fotoğraflarına bakanlar arasında... Her ülkenin sınır komşuları dost ve kardeş, düşman ülkeler... Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız. Oyunları savaş gibi görenler, savaşı da oyun gibi görüyorlar elbet... Aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, aynı şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş!... Bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı..." -sayfa 79
0 entry daha var