soylu, çevresince bilinen bir adam ansızın bir suç işlemenin zevkine varınca bu zevk onu uçuruyor ve yıllardır kendinden sakladığı kendiyle ani bir buluşma yaşıyor, ardından şehrin en karanlık köşelerine girerek kendini kirli sokakların ortasında buluyor. kendini yeni yeni fark eden bu adamın öyküsünden muhakkak herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. hikaye başta çok kısa bir süreliğine sıkıcı gelse dahi zweig farkını ilerleyen zamanlarda her zaman olduğu gibi hissettiriyor. şahsım adına söyleyebilirim ki zweig'ın benim gözümde en iyi eserlerindendir.

(bkz:stefan zweig)
(bkz:beyin) kitabı ile kendisiyle tanıştığım bilimi anlatılabilecek en akıcı ve en sürükleyici şekilde anlatma yeteneğine sahip güzel yazar
2016 yılında "Güneşin altında söylenmemiş söz var, her söz sahibini arar" sözüyle yayın hayatına başlamış Samsun merkezli edebiyat dergisi. Söylenmemiş sözleri sahiplenerek Türk Edebiyat literatüründe yerini almıştır.
http://edebice.net/
En sevdiğim yazarlardan (bkz:milan kundera)'nın başyapıtı...

"Aşırı uçlar, ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demektir ve sanatta da politikada da, aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında." -sayfa 106
Atsız'ın Kürşad'ın 40 çerisinden birine verdiği isim. Hem cüssesi hem de savaşçılığıyla ünlü. Çinli bir filozofla konuştuktan sonra, felsefe ile açlığın tokluğa dönüşeceğini umarak filozof olmaya karar vermiş, felsefenin karın doyurmayacağını anladıktan sonra vazgeçmiştir.
Günümüzde sözlüğümüz kurucu yazarlarından ve tasarımcılarından biri olmaya karar vermiştir.
(bkz:Bozkurtların ölümü)
19. yüzyılda yaşamış rus yazar. sadece üç kitap yazmıştır. bunların en önemlisi ve dünyaca tanınanı oblomov dur.
Rudyard kipling'e ait bu şiirin orijinal adı "if". Bende Çeviri şiirin Şairinin duygusunu aktaramayacağı önyargısını yıkan şiirdir. İlk defa okuduğunda Türkçe yazılsa ancak bu kadar güzel olabilirmiş demiş ve tekrar tekrar okumuştum. Çeviriyi bize rahmetli Bülent ecevit kazandırmış. İyi okumalar...

ADAM OLMAK

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir. (bkz:Rudyard kipling)
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Turgut Uyar

(bkz:Turgut Uyar)
(bkz:Göğe bakma durağı)
(bkz:Tomris Uyar)
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
(bkz:Faruk Nafiz Çamlıbel)
Genelde türk hükümdarlarının hikayelerini yazar. Alp er tunga ve mete han kitaplarını birkaç kez okumuştum. Betimlemelerini ve olay örgülerini beğeniyorum.
Çarpıcı bir kitap. Yazar en sağlam yumruklarını okurlarının kişiliklerine vuruyor. Kitap boyunca acı ama gerçek konuşan bir dosttan azarla karışık nasihat dinliyormuşsun hissi veriyor insana. Mesela şöyle:"senin yaptığın bütün bu ufa tefek önemsiz şeyler, senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha Uzaklara itiyor. Bu ağlanacak bir durumdur, küçük adam, üzücü, çok üzücü bir durumdur. Bu üzüntüyü duymamak için, küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara halk güldürüsü adını veriyorsun. Kendine dair şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin. Küçük adama gülüyorsun sen, ama kendine güldüğünü, gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun."
Büyük umutlarla başladığım ancak olayların çok çok hızlı ilerlemesi ve betimleme eksiklikleri yüzünden beklentilerimi karşılamayan (bkz:Yusuf atılgan) kitabı.
İnsanlar doğuştan iyidir, sizce de öyle midir yoksa içi karanlık insanların kendini avutma biçimi midir ?
İnsanlar doğuştan ne iyidir ne de kötüdür. İnsan kendi belirler ne olduğunu, kimine göre yapılan kötülük iyiliktir kimine göre yapılan kötülük iyiliktir. Kısaca kime göre neye göre, bir bakıma bu durum adem ve Havva dan mı geldik yoksa hücrelerden mi meydana geldik sorularını da getirir. Adem ve Havva nın ceza için yollandığı dünyada yaşıyoruz acaba onlar da iyiler miydi de sürgün edildiler. Cennete girmek için iyi olmak mı zorundayız? Cehennem sadece kötüler için midir? Peki ya kötü insanlar kendi çaplarında yaptıklarını iyilik olarak görüyorsa cehennemi hak eder mi ? yoksa günümüzün iyilik kavramında olma mecburiyetinde mi olmak zorundalar cennet için. Bilmiyoruz çünkü her insanın iyilik anlayışı farklıdır kötülük de buna dahildir tıpkı Adem ve Havva nın, kendinden başka içlerinin kimsenin bilememesi gibi. Diğer bir duruma göre hücrelerden meydana geldik acaba o dönemin insanları nasıldı? Bilinçsiz bir organizma mıydı? yoksa saf doğuştan iyi bir varlık mıydı? Günümüze bakılırsa tüm dünyanın dilinden düşmeyen meşhur ırkçılık kelimesi. Acaba ırkçılık yapan insanalar iyi midir , yoksa ırkçılık yaptıkları insanlar kötü müdür ? En basit cevabı ise yetiştirilme biçimidir. Bir insanın kötü olma sebebi ailesidir, tam tersi olarak iyi olması da ailesi ile ilgilidir fakat nereye kadar ? Bir insan iyi ya da kötü olduğunu sorgulamaya başladığı zaman anlar, bir şeyin özüne indiğinde anlar evreni, kahinatı sorguladığında anlar Adem ve Havva dan mı geldik? Onlar sandığımız kadar iyi midir? Bizi Tanrı mı yarattı ? Yoksa hücrelerden mi meydana geldik ? soruları bunların en çok rastlanılan sorularıdır. Sokrates in de dediği gibi “Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez” düşünmenin sınırı yoktur. Bir insan ne kadar sorgularsa, düşünürse o kadar kendini tanır, bebeklikten bir yaşa kadar ailesi çocuğun kendini tanımasına yardımcı olur ya da görmek istedikleri insan mı yapmaya çalışırlar ? İyi olanı iyi yapan şey nedir niyet midir? Yoksa doğuştan iyi olması mıdır? Bilemeyiz… İyilik ve Kötülük göreceli bir kavramdır kimine göre iyi biçimde kimine göre kötü…
2. Abdühamit'i savunmayan(bkz:Doğu Perinçek) görünce midesi bulanan İstiklal Marşı'nın yazarı güreşçi, yüzücü, şair yani çok yönlü mükemmel bir adam.
Henryk Sienkiewicz'in akıcı ve atmosferik tasvirleriyle giden bir kitabı. Bu kitaptan çok keyif almıştım. Çünkü aynı isimli Mount and blade oyununu oynarken kitaptan oyun yapıldığını öğrenince o hevesle bulup okumuştum. Ayrıca yine aynı isimde bir de film yapılmıştır.
Uyuduk... Uyandık:
Yeni bir gün doğmuş.
Senin ellerinde bahar
Benim yüreğimde kış korkusu...

Bitti gölgelikte şenlik...
Perdeler toplandı.
Akşamdı...
Ellerimde beyaz güller,
Kızıla boyandı.

Kasımdı
Bir köşede küskün,
Sakız sardunyalar,
Yerini bulamamış
Güneşe hasret...

Uyuduk... Uyandık:
Düşümüzden çıktılar,
Tüm kötü adamlar
ve tüm sayrılıklar...

Gölgelikte son kez oynaştı
Tüm gölgeler...
Sonra hepsi birden
Toplaşıp gittiler.
''Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.'' - Orhan Pamuk / Yeni Hayat

Her şeyi özetleyen bir cümle.
Fantastik türde bir kitap olan Eragon 4 kitaplık enfes kurgusuyla tekrar tekrar okunulacak bir kitap. Serimizde Eragon adlı delikanlının eline gelen bir ejderha yumurtasıyla değişen kaderinde Saphira adlı ejderihasıyla yaşadığı maceralar sırasında kendi geçmişiyle yüzleşirken ejderihaların kaderini değiştirme görevini üstlenir elfler cüceler dostken urgal orduları bizim delikanlıyı yakalayıp İmparator galbatorixin önünde diz çöktürmeye çalışırlar.

Ejderha sürücüleri efsanesini yaşamak isteyen herkesin okuması gereken kitaptır.
Gabriel Garcia marquez'in uzun öyküsüdür. Beklemek cehennemdir demiş Shakespeare. Neyi beklediğinizin çok da bir önemi yok aslında. Beklenen şey her ne olursa olsun gelmedikçe, kavuşulamadıkça acı veren bir cehenneme dönüşüyor. Hikaye boyunca, insan bu kadar acı çekerken aynı zamanda nasıl oluyor da bu kadar umutlu olabiliyor sorusu dönüp durdu kafamda. Yılmadan herşeye rağmen yıkılmadan beklemek. İnsanı gelmeyene bağladığı umut ayakta tutuyor belki de...
Sanırım milattan sonra birde
Şöyle demişti falcı kadın, içmeden esrimişte.
Roma orospu oldu, hem orospu yatağı şimdi,
Sığır oldu çıktı Sezar,
Tanrı da yahudi...
"bugünkü ahlak insanın kendi çağının örneğini benimsemekten başka bir şey değil. bence çağının örneğini benimsemek en büyük ahlaksızlıktır."

dorian gray'in portresi, oscar wilde
kitap ismi yüzünden büyük ön yargı beslediğim hatta uzunca süre yazara antipati duyduğum, (bkz:yılmaz erdoğan) kitabı. kayıp kentin yakışıklısı ile kast edilen kişinin amcası olduğunu öğrendiğimde bu ön yargının yersiz olduğunu anlamıştım ama kitap yine de beklentilerimi tam olarak karşılamadı