irlandalı yazar samuel beckett in yazdığı tiyatro oyunu.

"Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı."
ilk beşimdeki yazarlardan (bkz:jack london)'ın bir köpeğin hikayesini köpeğin gözünden ele aldığı kısa romanı

“Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hâli vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hâli, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir. Bu hayatı unutma hâli sanatçıyı etkisine aldığında bir alev gibi ondan dışarı taşar; bir askeri etkisine aldığında o asker cephede savaş çılgınlığına kapılarak düşmanına en ufak merhamet göstermez.” sayfa 37
Sanırım milattan sonra birde
Şöyle demişti falcı kadın, içmeden esrimişte.
Roma orospu oldu, hem orospu yatağı şimdi,
Sığır oldu çıktı Sezar,
Tanrı da yahudi...
profesyonel olduğu alanda eserler vermeyi seven ve bunu başarılı bir şekilde yapan ünlü psikiyatrist, yazar.
dostoyevski'nin ilmek ilmek kurgulanmış, ölmeden önceki bıraktığı son başyapıtı.
Rudyard kipling'e ait bu şiirin orijinal adı "if". Bende Çeviri şiirin Şairinin duygusunu aktaramayacağı önyargısını yıkan şiirdir. İlk defa okuduğunda Türkçe yazılsa ancak bu kadar güzel olabilirmiş demiş ve tekrar tekrar okumuştum. Çeviriyi bize rahmetli Bülent ecevit kazandırmış. İyi okumalar...

ADAM OLMAK

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir. (bkz:Rudyard kipling)
Henryk Sienkiewicz'in akıcı ve atmosferik tasvirleriyle giden bir kitabı. Bu kitaptan çok keyif almıştım. Çünkü aynı isimli Mount and blade oyununu oynarken kitaptan oyun yapıldığını öğrenince o hevesle bulup okumuştum. Ayrıca yine aynı isimde bir de film yapılmıştır.
özellikle ademden önce ve yarı otobiyografik romanı martin eden ile kendisini sevdiren üretken yazar, denizci, boksör, altın arayıcısı.
ÇINGI Aylık Kültür ve Edebiyat Dergisi. Kayseride aylık olarak yayınlanıyor.
türk edebiyatında okuduğum en farklı, en sarsıcı romandır benim için. oğuz atayı çok anlatamam, kelimeler kifayetsiz kalır. okuyun derim. (bkz:oğuz atay)
“Tuhaf, onu özlemiyorum; fazla bir şey hissetmiyor oluşum garip,” dedi Montag. “Ölse bile, az önce fark ettim, üzüleceğimi sanmıyorum.
Bu doğru değil. Bende bir bozukluk olmalı."
“Dinle,” dedi Granger onun kolunu tutup elleriyle geçmeleri için çalıları aralayarak birlikte yürürken, “Bir heykeltıraş olan büyükbabam ben çocukken öldü. Ayrıca verebilecek çok fazla sevgisi olan çok iyi bir adamdı ve şehrimizin bir sürü gecekondu semtinin temizlenmesinde büyük yardımları olmuştu. Bize oyuncaklar da yapardı.
Yaşarken milyonlarca şey yapmıştı. Elleri her zaman bir şeyler yapmakla meşgul olurdu. Ve öldüğü zaman, birden onun için ağlamadığımı, fakat yaptığı şeyler için ağladığımı fark ettim. Ağladım, çünkü artık onları hiçbir zaman yapamayacak, tahta parçalarını oyamayacak, bize arka bahçede kumru ve güvercin yetiştirmede yardım edemeyecek, her zaman yaptığı gibi keman çalamayacak ve şakalar yapamayacaktı. O bizim bir parçamızdı ve öldüğü zaman bütün hareketleri bir daha tekrarlanmamak üzere durdu ve öldü.

(bkz:ray bradbury)
1898-1957 yıllarında yaşamış edebiyatımızın sayılı denemecilerindendir.
eleştiri ve deneme alanında eserler vermiştir.
"bugünkü ahlak insanın kendi çağının örneğini benimsemekten başka bir şey değil. bence çağının örneğini benimsemek en büyük ahlaksızlıktır."

dorian gray'in portresi, oscar wilde
Fantastik türde bir kitap olan Eragon 4 kitaplık enfes kurgusuyla tekrar tekrar okunulacak bir kitap. Serimizde Eragon adlı delikanlının eline gelen bir ejderha yumurtasıyla değişen kaderinde Saphira adlı ejderihasıyla yaşadığı maceralar sırasında kendi geçmişiyle yüzleşirken ejderihaların kaderini değiştirme görevini üstlenir elfler cüceler dostken urgal orduları bizim delikanlıyı yakalayıp İmparator galbatorixin önünde diz çöktürmeye çalışırlar.

Ejderha sürücüleri efsanesini yaşamak isteyen herkesin okuması gereken kitaptır.
soylu, çevresince bilinen bir adam ansızın bir suç işlemenin zevkine varınca bu zevk onu uçuruyor ve yıllardır kendinden sakladığı kendiyle ani bir buluşma yaşıyor, ardından şehrin en karanlık köşelerine girerek kendini kirli sokakların ortasında buluyor. kendini yeni yeni fark eden bu adamın öyküsünden muhakkak herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. hikaye başta çok kısa bir süreliğine sıkıcı gelse dahi zweig farkını ilerleyen zamanlarda her zaman olduğu gibi hissettiriyor. şahsım adına söyleyebilirim ki zweig'ın benim gözümde en iyi eserlerindendir.

(bkz:stefan zweig)
1898-1973 yılları arasında yaşamış, cumhuriyet dönemimizin önemli şairlerinden. behçet kemal çağlar ile birlikte, hepimizin ezbere bildiği onuncu yıl marşı'nın sözlerini yazmışlardır. şiirlerinde hece veznini kullanmıştır. halk şiiri tarzını benimsemiştir. aynı zamanda milletvekilliği de yapmıştır. han duvarları gibi bir şiiri yazabilen siyasetçinin olması da hayli ilginçtir.
Jack london'ın "zeki insanlar zalimdir, aptal insanlar ise canavarcasına zalimdir." cümlesini barındıran en özel eserlerinden biri.
Bulaşıcı bir hastalık olarak ortaya çıkan körlük, bir anda herşeyi nasıl da berbat edebiliyor. Kaos dediğimiz şey ne? Tam olarak yaşadığımız herşey. Kitabı okuduğumda henüz dünya bu kadar çıldırmamıştı. 1 yıllık süreçte doğal afetler, savaşlar, bulaşıcı hastalıklar vb. dünya topyekün sonuna doğru sürüklenirken sadece bir felaket üstünden bize ayna tutan Saramago'ya saygılar....
hiç kitap okuma alışkanlığımın olmadığı bir dönemde okumaya başlayıp sadece 2 günde bitirdiğim mükemmel roman
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
(bkz:Orhan Veli Kanık)

kitap ismi yüzünden büyük ön yargı beslediğim hatta uzunca süre yazara antipati duyduğum, (bkz:yılmaz erdoğan) kitabı. kayıp kentin yakışıklısı ile kast edilen kişinin amcası olduğunu öğrendiğimde bu ön yargının yersiz olduğunu anlamıştım ama kitap yine de beklentilerimi tam olarak karşılamadı