dostoyevski'nin ilmek ilmek kurgulanmış, ölmeden önceki bıraktığı son başyapıtı.
Kelimeleri ruhların süzgecinden süzüp kağıda döken, Türk edebiyatında baş tacı edilmesi gereken yazar. Modernleşme çabası içindeki toplumun çeşitli sınıflardaki bireylerini psikoanalizle bize sunar. Bize anlattığı karakterler hep biraz bize benzer.
(bkz:tutunamayanlar)
2. Abdühamit'i savunmayan(bkz:Doğu Perinçek) görünce midesi bulanan İstiklal Marşı'nın yazarı güreşçi, yüzücü, şair yani çok yönlü mükemmel bir adam.
Doğa öz, sistem biçimdir. Doğa erdem, sistem tezgahtır! Doğa ölçüdür, doğa tarafsızdır; doğa affetmez ve acımaz, hükmü sürdürecek ve öcünü alacaktır. Ölüm de bunlardan biridir.
(bkz:Osman Pamukoğlu)
Köse Kadı ve Uçtaki Adam,Sokakta,Göç Zamanı Bahaettin Özkişi'den okunacak kitaplar.Ötüken Yayınevinden.
Büyük umutlarla başladığım ancak olayların çok çok hızlı ilerlemesi ve betimleme eksiklikleri yüzünden beklentilerimi karşılamayan (bkz:Yusuf atılgan) kitabı.
Fantastik türde bir kitap olan Eragon 4 kitaplık enfes kurgusuyla tekrar tekrar okunulacak bir kitap. Serimizde Eragon adlı delikanlının eline gelen bir ejderha yumurtasıyla değişen kaderinde Saphira adlı ejderihasıyla yaşadığı maceralar sırasında kendi geçmişiyle yüzleşirken ejderihaların kaderini değiştirme görevini üstlenir elfler cüceler dostken urgal orduları bizim delikanlıyı yakalayıp İmparator galbatorixin önünde diz çöktürmeye çalışırlar.

Ejderha sürücüleri efsanesini yaşamak isteyen herkesin okuması gereken kitaptır.
irlandalı yazar samuel beckett in yazdığı tiyatro oyunu.

"Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı."
(bkz:Kurt ile Ayı)

Kurt kocadı, kötürüm oldu,
Bunu sezen bir genç atı
Yakaladı kurdu yoldu,
Dedi: 'Haydi tüysüz dayı,

Yürü, yine yiğitlik sat;
Dar et bize yeşil yurdu! '
P*çlerine dedi: 'Fırsat
Kaçırmayın, boğun kurdu! '

Zavallı kurt öldü, inde
Beş yavrusu kaldı öksüz
Fakat bir kaç yıl içinde
Bunlar birer yiğit, gürbüz

Kurt olarak saldırdılar,
Yeşil yurttan ayıların
Vücudunu kaldırdılar.
Çocuklarım ibret alın:
Her bugüne var bir yarın!
"bugünkü ahlak insanın kendi çağının örneğini benimsemekten başka bir şey değil. bence çağının örneğini benimsemek en büyük ahlaksızlıktır."

dorian gray'in portresi, oscar wilde
"Vicdanımız başkalarına verilen acının hiç farkına varmaz, ta ki bize de acı verdiği bir noktaya ulaşana dek. İstisnasız her olayda, bir başkasının acısına tamamen ilgisizizdir, ta ki onun çektiği acı bizi rahatsız edene dek."

(bkz:Mark twain)
Atsız'ın Kürşad'ın 40 çerisinden birine verdiği isim. Hem cüssesi hem de savaşçılığıyla ünlü. Çinli bir filozofla konuştuktan sonra, felsefe ile açlığın tokluğa dönüşeceğini umarak filozof olmaya karar vermiş, felsefenin karın doyurmayacağını anladıktan sonra vazgeçmiştir.
Günümüzde sözlüğümüz kurucu yazarlarından ve tasarımcılarından biri olmaya karar vermiştir.
(bkz:Bozkurtların ölümü)
kitap ismi yüzünden büyük ön yargı beslediğim hatta uzunca süre yazara antipati duyduğum, (bkz:yılmaz erdoğan) kitabı. kayıp kentin yakışıklısı ile kast edilen kişinin amcası olduğunu öğrendiğimde bu ön yargının yersiz olduğunu anlamıştım ama kitap yine de beklentilerimi tam olarak karşılamadı
(bkz:yılmaz erdoğan)'ın şiir kitabı. nadiren şiirlerini beğenirim ve bence en iyi şiiri bu kitapta

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır
''Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.'' - Orhan Pamuk / Yeni Hayat

Her şeyi özetleyen bir cümle.
türk edebiyatında okuduğum en farklı, en sarsıcı romandır benim için. oğuz atayı çok anlatamam, kelimeler kifayetsiz kalır. okuyun derim. (bkz:oğuz atay)
çok sevdiğim şiirlerden olan bir ahmed arif şiiri. rasim öztekin'in seslendirmesi vardır, kesinlikle onun sesinden de dinlemenizi öneririm.


(bkz:ahmed arif)
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
(bkz:Faruk Nafiz Çamlıbel)
Butimar yeni dönemin başarılı yazarlarından Kaan Murat Yanık kitabı. Sürükleyici bir anlatımı var. Okurken kendimi kitabın içinde hissettiğim nadir yeni dönem romanlardan. Şehir tasvirlerinde, özellikle İstanbul tasvirlerinde, çok sevdiğim bir yazar olan İhsan Oktay anar'ın kitaplarının tadı gelmişti bana. (İstanbul'a gittiğimde özellikle galata'da, balat'ta sanki sokak aralarından roman kahramanları her an bu dünyaya dalacakmış gibi gezmiştim.)
Psikolojik çözümlemeleri, gerçek ve gerçek üstü olaylar arasındaki geçişler çok iyi. Bu geçişler sırasında rüyada dolaşıyormuş hissi uyanıyor insanda.
Yazma meraklısı biri olarak çoğu zaman cümleleri ben kurmuşum gibi benimsediğim için yazarın affına sığınırım :) Türk Edebiyatında yeni yazarları eserleri tanımak isteyenlere tavsiye ederim.
İç kapakta yer alan şu cümle beni benden almıştı: "esasen dev bir yarayım ben. Ana rahmine düştüğüm an duyumsadım acıyı. Kaburgalarımı saran sezgilerim gitmem gereken yeri tarif edip durdular yıllarca. Ruhumun ortasına çöken gitme arzusuna bir süre sonra mukavemet göstermedim ve oraya gitme isteğiyle ayağa kalkmaya çalıştım. Fakat ne zaman yürümeye yeltensem dönüp dolaşıp bu dev yarayı; kendimi tavaf etmekten öteye geçemedim."
(bkz:Kaan Murat Yanık)
(bkz:Uzakları şarkısı)